18 Temmuz 2020 Cumartesi

Sözleşme



     Normal sözleşme nedir? Bunu hepimiz biliyoruz sanırım. Tarafları olan, arkasında kanunlar yatan taahhütler. Peki ya farkında olmadan yaptığımız sözleşmeler? Bazı şeyler karşılıksızdır diyoruz ya üzgünüm ama o öyle değil. İnsanız, benciliz bu doğamızda var. İnsanlara bir iyilik yaparken veya bir arkadaşlık ilişkisinde bile yeri gelince karşılığını bekliyoruz. Buna psikolojik sözleşme deniyor; emek verme ve zamanı gelince karşılığını bekleme.

     Aslında sırılsıklam aşığım veya o benim en yakınım dediğimiz kişilerle bile bu ilişki içindeyiz. Hatta eve aldığımız, beslediğimiz küçük dostlarımızla bile bu ilişkimiz var. Biz onlara yuva sağlıyoruz, seviyoruz, besliyoruz karşılığında onlardan bizim en iyi dostumuz olmasını, kendini sevdirmesini istiyoruz. Tabi onlarla bu daha minimum. Benimde bir kuşum bir kedim birde balıklarım var. Tabi ki onları çok seviyorum hatta sorsan bir karşılık beklemeden eve aldım. Ama kedim kendini sevdirmediği zaman bir garip oluyorum.

     İnsan ilişkilerin de şu şekilde ilerliyor; karşımdakine bir iyilik yapıyorum veya ihtiyacı olduğunda yanında oluyorum benim başıma bir şey geldiğinde onunda yanıma gelmesini bekliyorum. Mesela en basitinden vardır ya arabesk sözler dost dediğin nedir? Dost dediğin şudur, dost dediğin iyi günün de değil kötü gününde yanında olandır. Gibi tanımlar. Bunlardan yola çıkarak bir şey olduğunda ve dostun yanında olmadığında ne oluyor? Psikolojik sözleşme ihlali. İlişkiler de bile böyle. Sen birine zamanını, enerjini, sevgini veriyorsun karşılığında Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki üçüncü sıradaki; ait olma ve sevgi ihtiyacını gidermesini bekliyorsun. E ne oldu senin bu aşk karşılığı olmadan sevmektir lafına? Tamamen çıkar ilişkisidir demiyorum tabi ki illaki özgeci davranışlarında olur fakat dostluk olsun aşk olsun hatta komşuluk olsun hepsinin altında sosyal mübadele kuramı yatıyor. Bunu görmenizi isterim. Sandığımız kadar masum sevmiyoruz kimseyi.

     Peki sözleşme ihlalinde neler oluyor? İşte bu kısım o kadar tehlikeli ki... Bu sözleşme örtükdür. Ve aynı şekilde ihlali de örtük ve tehlikelidir. Çünkü bilemezsin neye kızdığını ve sözleşme ihlaliyle neler yapabileceğini. Çünkü devreye duygular girer. Yasalda ki gibi yazılı ihlali ve yaptırımları yoktur. Yaptırımını karşındaki belirler. Belki o an anlık tepki veremez sonradan acısı çıkar. Sen karşındakinin neden böyle olduğunu anlayamazsın bile. Bazen bunun boyutu o kadar artar ki intikam almaya kadar gider.

     İntikam olumsuz bir davranışa tepkidir. Maddiyattaki gibi ölçülebilen bir şey değildir. Genelde intikam alan kişi, intikamını alınca daha mutsuz olur. Çünkü; canı yanan eşek attan hızlı koşar. Buradaki intikamdan kastım öyle evini yakmak vs gibi büyük şeyler değil tabi ki. Pasif agresif hareketler de olabilir. Veya yeşilçam filmlerinde ki çok seven ama aşkı hor görülen, ezilen genç intikamını alır gibi de olabilir.

     Bir de bu sözleşme ihlalinin getirdiği güveninin kırılması, bitmesi var. Güven zaten modern sanayi toplumumuz da stresten sonraki en büyük sorunumuz. Kaldı ki %100 güven sağlamak mümkün değil. Yerinde olan, dengeli güven ilişkisini kurduktan sonra bozulması, o bozulmanın bizdeki yıkıcı etkisi...

     Bana kalırsa bu sosyal mübadele olayını minimum düzeyde tutmaya çalışalım. Oldu ki biri bu sözleşmemizi ihlal etti. Önce atfetme hatası yapıp yapmadığımızı kontrol edelim. Yani mantıklı, geniş çaplı düşünelim. Anlık öfkelerle çaba harcadığımız ilişkileri, değer verdiğimiz insanları bir anda çöpe atmayalım. Sonuçları hem bizim hem de karşımızdaki insanlar için  yeterince zor olacak zaten.
   

     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kaçınılmazdan Kaçmak

     Ne yaparsan yap, kabuğundan ne kadar çıkarsan çık sonunda kabuğuna geri döneceğin ve yalnız kalacağın kendinle baş başa kalacağın bir b...